Gökhan Abana’dan Abana Kıyılarına Bakış
Pollyannacılıktan Gerçeklere: Karadeniz Neden Kızgın?
Hayal ediyorum; Abana’da sahilde bir evim var, hatta o kadar sahilde ki neredeyse denizin içindeyim. Balkonumdan oltamı sallamış istavrit avlıyorum. Biraz daha dibe salarsam mezgit bile yakalayabilirim. Balkonumda masamın üzerine kavun karpuz koymuşum, akşama yemek hazır. Sanki İstanbul Boğazı’nda, Arnavutköy’de, Bebek’te veya Rumelihisarı’nda bir yalıdayım.
Evet Abanalılar, bu günler yakın. İnanın bana hepiniz bu konforu yaşayacaksınız. Allah herkese balkonuna bağladığı bir de kayık nasip etsin! Karadeniz’in kıyıcığında bu günleri hep birlikte göreceğiz. Ne ağaç derdimiz kalacak ne orman, hepsi bitecek. Sonsuz bir mavilik, bu hepimize yetecek!
Pollyannacılığın böylesi… Bazı olaylara pozitif bakmak gerekli; deniz bize yaklaşıyorsa ondan da yararlanıp tadını çıkarabilmeliyiz. Diyerek bu hayal kısmını geride bırakalım ve biraz da gerçeklerden bahsedelim.
Karadeniz’in pek acıması yoktur; kızdı mı insanlara, tarumar eder her yeri. Küçükken derlerdi ki; ısrarla denize taş atarsan, denizin canını acıtırsan, bakın bakalım size kızacak mı? Kızardı gerçekten. Bir yaz akşamı denedim; deniz süt liman. Taşları denize atarak denizi dövmeye başladım. Bir taş, iki taş, üç taş… “Hadi ey Karadeniz, kız da göreyim!” dedim. Aradan 10 dakika geçti ki deniz kıpırdanmaya başladı; dalgaların yüksekliği, dalgaların hışırtısı arttı ve inanın korktum. Belli ki canı acımıştı. O günden beri denizin böğrüne taş atmam; yassı taşlar bulup taş sektiririm. Denizi dövmek yerine gıdıklarım, güldürmeye çalışırım. Oynaşır kendi içinde.
Buradan anlarım ki; doğayla oynaşın, doğayı güldürün ki size uysun, bütün her yerini size açsın. Toprağınızı almak yerine toprağınıza toprak katsın. 5 çeşit değil, 50 çeşit balık versin. Kumunu sevgiyle size bıraksın, hediyesi olsun. Kızmayıp sakin dursun. Bu sadece deniz için değil, ağaçlar için de böyledir; meyvesini çoğaltsın, yağmurunu bıraksın, gölgesiyle korusun.
Bunlar hepimizin bildiği ama maalesef göz ardı ettiğimiz, hafife aldığımız, bazılarının ise hiç umursamadığı gerçeklerdir.
Doğaya Yapılan Haksızlıklar ve Sonuçları
Abana’daki son zamanlardaki ağaç kesimleri, komşu ilçe Bozkurt’un Ezine Çayı’nı kurutması, gücü ele geçiren herkesin kendi egosu için her şeyi hırsla ve nefretle altüst etmesi… Kesilen ağaçların urganlarından tutan eller, ağaçlar yıkılırken yüzlerdeki mutluluk ifadeleri, Karadeniz’in yavru balıklarının avlanması ve doğanın hediyelerinin hoyratça hırpalanması neticesinde bakın neler oluyor?
Dalgalar korkunç bir şekilde büyüyor ve çarşıyı ele geçiriyor. Karadeniz, Abana toprağını yiyor; çünkü Abana’ya kızgın. Bence artık doğayla uzlaşmanın zamanı geldi.
Artık denizin böğrüne kayaları düzensiz bir şekilde atıp “mahmuz yaptık” demek olmuyor. Mahmuzların nasıl dantel gibi işlendiğini açıp Doğu Karadeniz’e bakın; internetten, Google’dan araştırın. Yüzlerce metre mahmuzlar, rıhtımlar… Nasıl da tatlıca girmiş denizin içine, nasıl da uyumlu! Kenarlarında nasıl da kum oluşmuş, plaj olmuş, insanlar yüzüyor.
Şimdi bazıları çıkıp “Kolay mı bu işler?” diyecektir. İsterseniz kolay. Halk arasında bir deyim vardır: “Bir telefona bakar” diye. Küçük yerlerin büyük adamları vardır; bir telefon ederler, Devlet Planlama Teşkilatı’nı harekete geçirirler, gündem oluştururlar ve bütçeye koydururlar. Bir telefonla koskoca Türk Telekom Arena yapıldı bu memlekette. Biz fazla bir şey istemiyoruz; bir telefonla adam gibi 3 tane kıyı yapısı (mahmuz) istiyoruz. Üstelik buna hakkımız da var. Bütün Karadeniz dantel gibi mahmuzlarla işlenmişken, Abana’nın mahmuzları artık yapılmalıdır; yoksa Abana diye bir ilçe kalmayacak!
Ortak Çağrı: “Hadi Herkes Bir Telefon Açsın”
Burada belediyeyi suçlamayacağım; çünkü doğanın kızgınlığını ve afetleri sadece belediyeye fatura etmek çok yanlıştır. Faturayı herkesle paylaşacağım ama aslan payını da bazılarına vererek sesleneceğim:
-
Bir telefonla işler bitiren, gelmiş geçmiş sevgili yerel siyasiler! (İşlerin bitirilmesine, hizmete itirazım yok.)
-
Bir telefonla kapalı spor salonu yaptırabilen, köylere halı saha yaptırabilen il çapındaki seçilmişlerimiz! (Madem ödenek çıkmış, itirazım yok.)
-
Ödenekler çıkartıp yol ve kaldırım yapan belediye başkanları!
-
Koskoca Gençlik ve Spor Müdürümüz, parlayan insanımız Sayın Yunus Akgül! (Yardımlarını bekliyoruz.)
-
Başbakanımızın en yakın dostu, yol arkadaşı, önemli iş adamımız Sayın Remzi Gür!
-
Bir telefonla Türk Telekom Arena’yı yaptıran Sayın Recep Tayyip Erdoğan!
-
Kıyısından köşesinden fikir verecek, görev alabilecek, kamuoyu oluşturabilecek bizler ve Abana sevdalıları!
Hadi herkes bir telefon açsın ve adam gibi kıyı yapılarımız (mahmuzlarımız) olsun! Sadece bir telefon… Siyaset bir telefona bakmıyor mu?
![]()














