Abana’ya Yolculuk…
Kastamonu’da oturan Apti Amcamlara misafir olur otobüs tuttuğu için nasıl yatıp nasıl kalktığımızı bilemeden ertesi sabah İnebolu ekspresine binerek öğleye doğru İnebolu’ya varırdık. Deniz olursa orada motorcularla birlikte bir handa kalırdık. Gecenin bir vaktinde uyandırırlar ” hadi deniz durdu, gidiyoruz ” diye motora bindirirlerdi.
Salim Gürsoy kaptanı hatırlıyorum bir seyahatimizde. Durdu denilen denizde hareket etmiş motorun başı denize vurup çıktıkça sanki boran gibi su kütlesi üzerimize geliyordu. Salim kaptanın verdiği brandayı üzerimize örtmemize rağmen sırılsıklam ıslanır birde üşürdük. Titreye titreye 2 saatte Abana’ya varır zaten gün de doğmuş olurdu.
Kafamızı kaldırıp sahile baktığımızda kavuniçi mavi çizgili etek ve bembeyaz bürüleri ile Abanalı kadınlar. içlerinde Emine, Fatma, Hatice halalarım, kuzenlerim Amcam Faik ACAR ve hemen hemen çarşıdaki tüm erkeklerin oluşturduğu bir kalabalık motoru karaya çıkarma görevlerini üstlenmiş olarak yerlerini alırlar. Kimi ellerinde yağlı feleklerle kimileride pantolonların çıkarmış beyaz külotları ile denize bir kaç metre girip motoru beklerlerdi.
Benim her seferinde dikkatimi bir şey çekerdi. Abana önümüzde, sahil önümüzde, motorun burnu da önümüzde ancak ne var ki motordaki kaptan ve görevliler hep arka tarafa bakarlardı. Bu bakışmaların bazen 10-15 dakika sürdüğü olur sonra bir feryat bir bağırış çağırış motorsan ki kanatlanmış gibi adeta uçarak kumsala varır felekler atılır, motor tutulur her şey bir anda olur biterdi.
Sonradan öğrendim tabii arkaya bakanlar motoru karaya savuracak bir dalga beklerlermiş. işte böyle manüel bir düzeneğin hatasız çalışması ile motorlar karaya çıkar, bir ay sürecek bir vuslat her şeyi unutturur idi. Ta ki bu sefer tersten çalışan dönüş işlemleri Ankara da anlatacağımız anılarımızın yoğunluğunu ve değerini artırırdı.”
Taner ACAR – Ankara







![]()














