Harun Ünlü'nün Değerlendirmesi..

“GEZi”Yi OKUMAK…

Siyasal erginliği yeterince gelişkin olmayan bizim gibi ülkelerde gelişmelerin değerlendirilmesinde de bir ucuzluk vardir.


Sorumlu olanlar sorumluluklarini yerine getirememenin, yetkili olanlar da yetkilerini halktan yana ve hakça kullanmamalarinin hesabini vermek yerine, bin bir sözcük dansiyla kafa bulandirmaya kalkışirlar.


Gezi olayları da bu yönteme kurban edilerek okunamadi. Oldukça ucuz ve miadi dolmuş; biraz da içi küflü yağ kokan söylemlerle kafalar kariştirilmaya çalışildi ve çalışiliyor. Diş güçler, marjinaller, lobiler, sandiklar, demokrasi, bayrak, ahlak, din, yüzde vs. vs…


Olaya şöyle bakalim: Bu olaylar bir gençlik hareketi olarak kendini gösterdi. Öyleyse genelde gençliği ve özelde de Türkiye gençliğini tartişalim. Tabii ki bunu tartişmayi anlamli bulacaklarla tartişalim. Ön yargilari olanlari da hoş görelim…


Gençlik, önündeki yaşam sürecinin farkındadir ve geleceği ile ilgili kimi istekleri vardir. Gençlik çağını geçmiş olanlar lütfederek kendi gençlik çağlarini animsasinlar.


Genç, yaşaminin gelecekteki süreci için bir güvence ister. Bu güvencenin adi “iş ve aş”tir. Ne yazik ki Türkiye, dünya sermayesinin işsizliği ve özellikle de genç işsizliği hovardaca dayattiği ülkelerden biridir. Üstelik genç nüfusun Avrupa ortalamasinin üzerinde olmasına karşın.


Genç, kendi geleceğinin belirlenmesine ve yönetimine katilmak, söz sahibi olmak ister. Kendi geleceğinin, kendisine rağmen, kendi kuşağinin dişindakiler tarafından belirlenmesini hazmedemez. Doğasi ve dinamizmi bunu emreder. Gençlik dönemimizde ebeveynimizin tepeden inmeci yaklaşimlarina hangimiz isyan etmedik ki !…


Genç, iyi bir eğitim ister. Çağin, iyi eğitim alan başka ülkelerinin gençlerinden bir eksiğinin olmadiğini düşünür ve haklidir.


Beklentileri ciddiye alinmayan, umutlarini yitirmiş, sınav kuyruklarinda ömrünü tüketmiş, “sen anlamazsin”, “Sus, uslu uslu otur oturduğun yerde !” dayatmalariyla dişlanmiş bir gençliğin uysal kedi olamayacağini bilmek için bilge olmaya gerek yok.


Ve genç, özgür olmak ister…


Ve bir genç için onur, herkesten ve her şeyden daha öndedir…
Eğitimsiz (üniversitelere doluşturulmuş olmayi eğitiliyor olmaktan ne yazik ki sayamiyoruz), işsiz, yirmili yaşlari aşmiş olmasına karşın ana babasindan harçlik istemek zorunda kalan, iki arkadaşiyla birlikte sokağa çikmaktan çekinen, kendini kanitlama fırsati taninmayan, kimliği ciddiye alinmayan; kaygilari, heyecanlari, umutlari ötelenmiş bir gençliğin patlamaya hazır bir bomba olacağıni en iyi, o çaği yaşamiş olan yöneticilerin bilmesi gerekmez mi ?..


Bu doğal, tarihsel gerçeğin üzerini sözcük oyunlariyla kapatmak, gençliğin masumiyetini görmezden gelip onların gençliğini suçlamak ve yok saymak, onu küçümsemek ve kendi geleceklerinin belirlenmesinde etkisiz kilmak, onun pençelerini keskinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktir.
Büyükler daha çok büyüsün diye gençler, kendi geleceklerinden vaz geçmeyeceklerdir. Bu, bugün böyledir, binlerce yıl önce olduğu gibi binlerce yıl sonra da böyle olacaktir.
Herkes, hiç değilse yaşaminin birkaç dakikasinda kendisini yukarıdaki gençliğin yerine koysun ve “ ben ne yapardim acaba ? “ diye düşünsün.


Bakin, bir çok şey nasıl da kolay değişiverecek..

 

Harun Ünlü

 

 

Loading