Fikret Oğuz’un Eğitimle İlgili Değerlendirmesi
60 ay mı, 72 ay mı?
Veya 60 ay olursa ne olur, 72 ay olursa ne olur?
72 ay olursa hiçbir şey değişmez; eski tas eski hamam devam eder gider. Türk çocukları eğitime Avrupalı’ya göre 30 ay daha geç başlamış olur.
Bana kalırsa 42 ay olmalı. Neden mi? Avrupalı’nın çocuğu 3.5 yaşına gelince ön eğitime geçiyor. Avrupa’da hiçbir anne “Benim çocuğum 3.5 yaşında eğitimi kaldıramaz” demiyor. “3.5 yaşındaki çocuğun altını ıslatma, hatta kirletme sorunu var” demiyor. Herkes gayet memnun, çocuklarını 42 aylıkken ön eğitime gönderiyorlar. Bir hafta sonra ise çocuklar sabahları pü neşe okula gitmeye hazırlanıyorlar.
Şimdi bana söyleyin: Avrupalı’nın çocuğu süper zekâ veya 42 aylıkken okula gitme becerisini gösteriyor da bizim Türk çocukları geri zekâlı mı ki 60 aylıkken ön eğitim almaya zorlanacaklar?
Ben 60 aylık çocuğuna rapor alıp ön eğitime göndermeyen ailenin aklına şaşarım. Çocuğa eğitim doğduğu andan itibaren veriliyor ve ne verirsen alıyor. 12 aylık çocuğa 12 ayın gerektirdiği, 24 aylık çocuğa 24 ayın gerektirdiği, 36 aylık çocuğa ise 36 aylık iken gereken eğitim veriliyor.
Türkiye’de Millî Eğitim Bakanlığı senin çocuğuna 60 aylıkken 72 aylık eğitimi vermeyecek herhalde. 60 aylık çocuğun öğrenme kapasitesine göre eğitim verilecek. Avrupalı’nın çocuğu neden Türk’ün çocuğuna 24 ay fark atsın?
Benim çocuğum 60 aylikken öğrenemez diye rapor alan aileler, çocuklarını 60 aylıkken gönderen ailelerin ikinci sınıfta okumayı yazmayı çözmüş çocukları karşısında kendi çocukları sap gibi hiçbir şey bilmiyor vaziyete düşunce ne hale gelecekler, bir düşünsünler.
Bu arada ben işin bir başka boyutuna da bakmak istiyorum. Çocukların bir sene önce okula başlaması demek, 30 bin veya daha fazla öğretmenin iş bulması demek; o çocuklar için hazırlanacak sınıflar için en azından 10 bin işçinin çalışacak olması demek;
o çocukların okuyacağı kitapların basımı için, sandalyesi, masası, giyimi kuşamı için binlerce işçinin çalışacak, ekmek yiyecek olması demek. Evde 60 aylık çocuğuna bakacak olan annenin 12 ay önce part-time (yarım gün) kendisine ayıracak, belki iş bulacak, ailesinin bütçesine katkıda bulunacak demek.
Bütün bunları üst üste koyarsanız, 60 aylık çocuklar değil ama onlara “okula gidemez” raporu alan aileler, o aileleri kışkırtan sözde bilim adamları, psikiyatristler, siyasiler, ideolojinin gözünü kararttığı sivil toplum kuruluşları ve onları idare eden zihniyet bir Avrupalı’ya göre gerici, hatta zeka özürlü sayılmaz da ne sayılır?
Bakın, bilgisayar çağında yaşıyoruz. Ben telefonla 21 yaşımda tanıştım, televizyon ile 18 yaşımda. Avrupalı benim 21 yaşında yaptığımı belki de 10 yaşında yapıyordu. Bugün bir yaşındaki torunum “iPhone 4″ü tek eliyle tutup baş parmağıyla resimleri seçiyor, mobile phone içindeki birçok oyunu oynayabiliyor ama hâlâ çişini söyleyemiyor; altındaki (kumaştan beze değil) gayet konforlu çocuk bezine yapıyor. Öyle tahmin ediyorum ki 36 aylık olunca hâlâ altındaki bezi kirletecek ama okula başlayacak, bilgisayar kullanacak; benim 14 yaşında elimi bile süremediğim radyoyu değil, Blu-ray DVD oynatıcısına Blu-ray DVD’yi takacak; elindeki uzaktan kumanda ile ileri saracak, pause yapacak, belki de zoom’layacak. Abisinin PlayStation 3’ü ile kendisinin koyduğu bir oyunu oynayacak.
Peki, bu çocuk 60 aylık olunca kendi yaşıtı olan onlarca çocuğun arasında, yaşının gerektiği şeyleri öğrenemeyecek mi? Öğrenemez diyen aileler, kendilerine bu şekilde telkinde bulunanlara, çocuklarının neler yapabileceklerini anlatabilmelerini çok isterdim ama onlar gitsinler kendilerine rapor alsınlar, çocuklarına değil.
Fikret Oğuz – İngiltere
![]()











