Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Yelis’ten Önemli Açıklamalar
Kudüs İslam’ındır, Filistin’in Başkentidir
ABD Başkanı Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul ettiğini ve ABD’nin büyükelçiliğini buraya taşıyacağını açıklamıştır. ABD’nin bu kararı Türkiye öncülüğünde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine taşındı. Konseye “Bu karardan vazgeçilmesi” şeklinde bir tasarı sunuldu. Güvenlik Konseyinde yapılan oylamada 14 “Evet”, 1 “Hayır” çıkmasına rağmen ABD veto hakkını kullanarak “Evet” kararını iptal ettirdi.
Perşembe günü tasarı Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda görüşülecek ve alınacak kararın kabul görmesi için üçte iki çoğunlukla geçmesi gerekiyor. Çıkan kararın veto edilmesi ise söz konusu değildir. Bizler, kararın büyük bir çoğunlukla “Evet” çıkacağını ümit ediyoruz. Velev ki 2/3 çoğunlukla karar çıkmasa dahi, Mescid-i Aksa’yı bağrında bulunduran Kudüs bizim için İslam’ındır ve Filistin’in başkentidir.
ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi İle “Dünya Hakimiyeti” Mücadelesini İlan Etti
ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü yeni ulusal güvenlik stratejisini açıkladı. Strateji dört ana başlığa oturtulmaktadır:
-
ABD topraklarını korumak,
-
Amerikan refahını ve ekonomik güvenliğini artırmak,
-
Barışı yaymak için daha fazla güç kullanımı,
-
Amerikan liderliğini perçinlemek.
Açıklanan strateji, Birleşmiş Milletleri yok sayan, küçük platformlarla dünyayı yönetmek isteyen anlayışın ürünü bir belgedir. ABD’nin kendi gücü ve partnerleriyle hakimiyet kurmak istediği, gücü önceleyen, diplomasi ve hukuku geri plana atan bir belgedir.
Kurulmak İstenen “Yeni Dünya Düzeninde” Hukuk Yerine Güç Kullanımı Ön Planda Olacak
Dünyada kurulmak istenen yeni dünya düzeni, ulusüstü yapılardan ziyade birkaç belirleyici ülke üzerinden dizayn edilecek gibi görülmektedir. ABD ise bu ülkeler içinde başat ülke rolündedir. Kural koyma ve hakimiyet mücadelesinde ise finans/kapital ile ulusal güçlü devletler arası mücadelenin çok sert geçeceği görülmektedir.
Ortadoğu ve BOP Projesine Hız Kazandırılacak
Bu gelişen yeni dünya hakimiyeti mücadelesi içerisinde, Ortadoğu denilen ve bizim de içinde bulunduğumuz bölge birkaç açıdan önem arz etmektedir. Ortadoğu coğrafyası hayli gevşek bir dokuya sahiptir; kolay dağılıp çok kolay da kurulabilen bir coğrafyadır. Bu coğrafyada en dirençli olan ülkeler Türkiye, İran ve Mısır’dır.
Emperyalistler güneyimizde oluşturulmak istenen koridorla Türkiye’nin güçlü kalmamasını ve bölgeyi daha rahat dizayn etmek için Ortadoğu coğrafyası ile bağımızı koparmak istemektedirler. İkinci aşamada ise Allah muhafaza, ülkemiz bölünerek zayıflatılmak istenmektedir. Türkiye-Mısır ayrışması ile Suudi Arabistan üzerinde oynanan oyunlar da emperyalistlerin Ortadoğu hakimiyeti için devreye soktuğu senaryolardır.
Sünni-Şii blokları arası çatıştırma senaryolarına, etnik ayrıştırma projeleri kapsamında bölgede yaşayan Kürtler üzerinden de projeler ilave edilmekte; PYD/PKK bu işin taşeronluğunu üstlenmektedir. Sünni Müslümanlar arası dahi yeni ayrışma senaryoları ile bölge daha da parçalı hale getirilmek istenmektedir.
Bütün bunların sonucunda BOP kapsamında Fas’tan Endonezya’ya 22 İslam ülkesinin sınırları, dengeleri ve istikrarı değiştirilmek istenmektedir. Daha şimdiden Libya, Suriye ve Irak’ın hali ve diğer ülkelerde yaşananlar ortadadır.
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP); ABD’nin dünya hakimiyeti, 21. asırda büyük Amerikan imparatorluğu projesi, İslam dünyasının boynunu ve omurgasını parçalama ve İsrail’in güvenlik meselesidir. İsrail’in güvenliği için 22 ülkeyi parçalayarak küçük devletler kurmak ana hedefleridir. Açıklanan ABD ulusal güvenlik stratejisinin BOP’tan bağımsız bir açıklama olmadığını varsaymak herhalde yanlış olmaz.
BOP kapsamındaki 22 ülkenin tamamı BOP projesinin amacını görmediği müddetçe hiçbiri kendisini bekleyen akıbetten kurtulamaz. Bir strateji olan BOP’un uygulama taktiklerinde kendilerine güç devşireceğini sanan ülkeler, bir gün sıranın kendisine geleceğini de unutmamalıdır. “Sarı İnek, Kırmızı İnek ve Beyaz İnek” hikayesini ve BOP’un ne olduğunu iyi okumalıdırlar. Emperyalizmle iş birliğine ve BOP eş başkanlığına soyunan Suudi Arabistan ile yardımcılığını üstlenen BAE ve Mısır, şu anda bu okumaya en fazla ihtiyacı olanlardır… Diğer ülkeler zaten öncelikli hedefte! ABD’nin ulusal güvenlik stratejisi kararının bu gündemden ayrı değerlendirilmesi mümkün değildir.
Türkiye Stratejik Hesaplarını Gözden Geçirmelidir
-
ABD’nin ekonomik güvenliği ulusal güvenlik tehditleri arasında sayılmaktadır. Türkiye de acilen “Ekonomik Güvenlik Stratejisi” ve birimlerini oluşturmalıdır.
-
Türkiye, 1815 ve 1915’te yaşadığı olumsuzlukları yüzyıl sonra tekrar yaşamamak için yeni saflaşmalarda kimin yanında yer alacağını, bulunduğu yerde pazarlık gücünün ne düzeyde olacağını çok iyi hesaplamak zorundadır.
-
Mevcudu muhafaza etmek bazen en iyi stratejidir ve “Emperyalistlerin kurduğu oyunda her zaman bölge ülkeleri kaybeder” gerçeği tüm bölge ülkelerine anlatılmalıdır.
-
Barıştan yana olmak, dostlarımızın sayısını artırmak ve düşmanlarımızı azaltmak ana politikamız olmalıdır. Bunun için etkili bir dış politika ve diplomasi izlenmelidir.
-
Karmaşık ve kaypak bir zeminde attığımız her adımda, her şeyden önce Türkiye’nin çıkarlarını düşünmek ilk hedef olmalıdır.
-
Kudüs konusunda Birleşmiş Milletlerin daha önce almış olduğu kararın uygulanmasını istemek öncelikli politikamız olmalıdır.
-
Türkiye; bölgede emperyalistlerin tuzağına düşmeden, barış içinde yaşamanın herkesin çıkarına olduğu gerçeğini BOP kapsamındaki “22 ülkeye” iyi anlatmalıdır.
-
İran’ın belirli bir eksenden, Mısır-BAE-Suudi Arabistan’ın farklı bir eksenden güç devşirme politikalarının ve bölgedeki durumdan istifade etmeye çalışan etnik azınlıkların giriştikleri faaliyetlerin sonuçlarının sadece emperyalistlerin işine yarayacağını, bölgeyi kan ve gözyaşına boğacağını her platformda anlatmalıdır.
-
Milli birliğimizi ve beraberliğimizi perçinleyecek politikalar geliştirilip “Milli Kültür Seferberliği” başlatılmalıdır.
-
Türkiye’nin ihtiyacı “BİZ” olmak ülküsünün hayata geçirilmesidir. “BİZ” olmak; ayrı ayrı değil, yan yana değil, iç içe, hep beraber bir arada yaşamayı hedefleyen, her türlü ayrımcılıktan uzak “BİZ” anlayışıdır. “BİZ” olmak; “Tam Bağımsız Türkiye” ülküsüne sahip olmaktır.
-
Türkiye; “Yeni Dünya Düzeni” yerine ahlak, adalet ve hakça paylaşımın hakim olduğu yeniden “Nizam-ı Âlem” projesini hayata geçirmek ve bunun için bir platform oluşturmak üzere faaliyetlere başlamalıdır.
Ahmet YELİS
BBP Genel Başkan Yardımcısı
![]()














