Nevzat Aktan’ın Güncel Bir Değerlendirmesi
Ağustos 2014 itibarıyla Karadeniz Sahil Yolu Sinop’a kadar ulaşmış; Yakakent (Gümenez) – Gerze arasındaki sahil yolu gerçekten tek kelime ile muhteşem; kıymetini eski Kanlıçay rampalarına sormalı. Gerze geçişi ve Sinop’a kadar yol harika olmuş.
Ilgaz Tüneli’nin ucunda artık ışık görülüyor; bu proje de rüya projelerden birisi ve gerçekleşmesi her gün daha yakın.
-
Köprü’nün de devamı olarak Karadeniz Sahil Yolu Zonguldak – Sinop arasında elbet bir gün tamamlanacak, artık bundan da hiç kimsenin bir şüphesi yok. Belki 5, belki 10 yıl içinde sahil yolu Abana’dan geçecek.
Doğu Karadeniz’deki sahil yolunun yapımı sırasında alınan dersler nedeniyle, Batı Karadeniz’de sahil yolunun şehir geçişlerinin, en azından Gerze’de olduğu gibi şehir dışından tünellerle gerçekleştirilmesi durumunda, yerleşim yerlerine ve sahillere yıkım getirmeyeceği beklentimizdir.
Ama benim asıl dikkat çekmek istediğim, yüzyılda bir coğrafyanın getirip önümüze koyduğu diğer bir fırsattır; o da Kastamonu – Sahil ana bağlantı yoludur.
Hayati Tahsin Yılmaz abimiz, Abana Belgeseli’nin yol bölümünde, 1800’lü yılların sonunda tarihte ilk açılan Kastamonu – Sahil ana bağlantı yolunun hikayesini —ki bu yol Orta Anadolu’nun Karadeniz’e ilk ana bağlantısı olacak olan yoldur— Abana üzerinden açılamaması ve yolun İnebolu’ya indirilmesini uzun uzun, detaylı olarak anlatmaktadır.
Sonradan Kurtuluş Savaşı’nda kullanılan bu yol İstiklal Yolu adını almıştır. Merak edenlere tavsiyemdir. Özetle; açılacak bu ilk ana bağlantı yolu o zaman için Abana’yı merkez duruma getirecekti. Nitekim zamanın bölgedeki en etkili yöneticisi Abana eşrafından Hacı Yüzbaşı Ahmet (d. 1839) yol için Padişah II. Abdülhamid’den ferman çıkarttırmıştı. Ama Keşeplioğulları başta olmak üzere halk, “Yabancılar memleketimize gelirler, biz bunu istemeyiz” deyip karşı çıkmışlar ve yol da İnebolu’ya indirilmiştir. Kaldı ki, bu yol açılana kadar sarp dağların eteğinde olduğu için İnebolu’nun içerisi ile bağlantısı ancak Zarbana üzerinden yapılabilmekteymiş.
Bu ilk yoldan sonra yeni yollar açılarak ve yollar geliştirilerek bugünkü duruma bir yüzyılı aşkın zamanda gelinmiştir. Elbette yolların güzergahları ve kaliteleri zaman içinde bugünkü yerleşim yerlerinin merkezileşmesinde ve büyümelerinde belirleyici olmuştur. Eskinin birçok köyü küçülür, hatta yok olurken bazı köyler kasaba, nahiye (bucak) ve nihayetinde ilçe merkezlerine dönüşmüşlerdir (Abana Belgeseli ve Kastamonu yıllıklarında detaylı veriler mevcuttur).
Ama coğrafya yüzyıllardır değişmeden hep aynıdır ve insan ihtiyaçlarını benzer şekilde yönlendirmektedir. Benim asıl dikkat çekmek istediğim işte bu coğrafya; yani batıda Kerempe Burnu ile doğuda Baba (İstefan) Burnu arasındaki ortalama 100 km’lik sahil havzasıdır. Bu bölgede sahil şeridi çok dar, dağlar kıyıdan itibaren çok sarp ve aniden diktir; ortalama her 2 km’de bir küçük dere ve çay yatakları üzerinden içerisi ile bağlantılar vardır. Bu havza içinde ancak ortalama 10 km’de bir çay yatakları ve deltaları üzerine kurulmuş küçük yerleşim yerlerinde çok sınırlı yoğunlaşmalar oluşabilmiştir. Batıdan doğuya; İlyasbey (Fakaz), Doğanyurt (Mesed), Özlüce (Zarbana), İnebolu, Evrenye, İlişi (Bozkurt), Abana, Çatalzeytin (Ginolu), Türkeli (Sinop), Helaldı (Güzelkent – Sinop) balıkçı barınakları veya küçük limanları ile birlikte birer merkezdirler.
Havzanın batı ucu Kerempe Burnu’nun batısının merkezi Cide ve doğu ucu İstefan Burnu’nun doğusunun merkezi Ayancık ile bu iki burun arasında kalan 100 km’lik sahil havzasının bağlantısı aslında çok sınırlıdır. Bu havza içinde büyük yoğunlaşma batısında İnebolu, doğusunda Türkeli merkezli olarak yürümekte iken, havzanın amiral gemisi elbette her açıdan İnebolu’dur. Abana’nın turizm ve gelişme potansiyeli ile Bozkurt’un nüfus ve köy yapısı önemlidir.
Türkeli ve Helaldı idari olarak Sinop’a bağlı olmalarına rağmen, aslında bu havza her açıdan Kastamonu merkeze bağlıdır. Sahil havzasının Kastamonu merkez ve içerisi ile bağlantısı 2 ana güzergah üzerinden sağlanmaktadır. Bunlardan ilki İnebolu’dan Küre, Seydiler üzerinden giden yol ile Evrenye’den itibaren batı kısmı bağlanmakta iken; ikincisi Çatalzeytin – Isırganlık ve Abana – Bozkurt – Isırganlık üzerinden Devrekani güzergahıyla İlişi’den doğuya Türkeli, Helaldı dahil olan kısmı bağlamaktadır.
Bu her iki yol da oldukça yüksek ve sarp dağ tepelerinden zamanın yol anlayışı ve tekniğine göre yıllar yılı yapılagelen iyileştirme çabalarıyla ancak bu kadar yapılabilmiştir. Batıdaki yol Cuha Doruğu ve Küre’yi 1200 metrelerde geçerken, doğudaki yol Yaraligöz’ü 1400 metrelerde geçer. Her iki yol da yazın ne kadar keyifli ise kışın o kadar zahmetli ve zordur. Her türlü taşıma da bölge ticareti için maliyetleri yükselten ana unsurdur.
İşte coğrafyanın 100 yıl sonra getirip tam da tekrar önümüze koyduğu fırsat da burada ortaya çıkıyor. Çünkü görülen o ki artık yol yapım teknikleri ve anlayışı yenileniyor, değişiyor. Dağların zirvelerinden geçen yollar önümüzdeki dönemde artık dere yataklarına inecek ve bu yollar dere yatakları nihayetinde bir büyük tünelle yukarıdaki ovaya, yani Kastamonu’ya bağlanacak. Belki 10 yıl önce bu büyük bir hayaldi, ama artık bugün hayal değil; gerçekleşmesi oldukça yakın duran bir fırsattır.
Ama benim tahminim, yukarıda anlatmaya çalıştığım bu 100 km’lik sahil havzasını Kastamonu ve daha ilerisi Ilgaz Tüneli ile Orta Anadolu’ya bağlayacak yol, aynı 100 yıl önce olduğu gibi ama bu sefer dere yatağından ve tünelle ya Abana’ya ya da İnebolu’ya inecek. Birbirine bu kadar yakın mesafede bu kadar büyük yatırım gerektiren tünellerin birbirine paralel olarak hem Abana hem de İnebolu’ya yapılabileceğine yakın ve orta vade için inanmak güçtür.
Bu havzanın merkezinde yer alması nedeniyle, yapılacak bir sahil yolu bağlantısı ile Abana’ya inmesinin daha uygun olabileceği değerlendirilebilir. Ama İnebolu’nun her bakımdan üstünlüğü ortadadır ve buna engel olabilir.
Burada elbette önemli olan dere yatağı içinden yapılacak olan bu yeni yol + tünel sisteminin en optimum güzergah üzerinden yapılabilmesinin sağlanmasıdır. Bu yol Abana’dan başlayıp Bozkurt üzerinden, bu havzanın en büyük çayı olan Ezine Çayı yatağı boyunca devam ederek Yaraligöz’ün tünelle geçilerek ovaya ulaşılmasıyla yapılabilir. Tahminim, bu Yaraligöz Tüneli güzergahı daha kısa tünel sistemi ile daha kısa mesafede ovaya çıkabilmektedir. Özellikle siyasi etkilerle güzergah belirlenmesi engellenmelidir. Kaldı ki mevcut siyasi yapı bu dönem için, eğer uygun kullanılabilirse, Abana’nın lehinedir.
Abana, Bozkurt, Çatalzeytin, Türkeli’de —yani havzanın orta ve doğusundakilerin— özellikle her kademedeki yöneticilerin, yüzyılda bir gelen bu fırsatın farkında olarak gereğini yapmaları önemlidir.
Nevzat AKTAN – Ağustos 2014
![]()













