Ekren Ata'nin, Arkadaşi Feyzi KÖSE Hakkindaki Yazisi

Feyzi KÖSE'yi Uğurlarken
 

Böyle

durumlarda ne söylenebilir ki? Bir şeyler söyleyebilmek gerçekten çok zor.

Kelimeler insanin boğazina düğümleniyor. Ama bazen bir kare resim sayfalarca

kelimelerden çok daha etkili olur.  Cenaze

merasimindeki binleri aşan insan görüntüsü bizlere aslinda çok şeyler söyledi.

Feyzi

kardeşim; sana tüm kalbimle Allah’tan rahmet diliyorum. Cenab-i Hak hepimize

rahmeti ile muamele etsin inşallah. Efendimiz (SAV) buyuruyor;

“Allah bir kulunu sevdi mi onu

sevdiğini gök ehline bildirir. Gök ehli de Allah’in sevdiğini biz de severiz

derler. Onlar da dünyaya bildirirler. Allah filanca kulunu seviyor, biz de

seviyoruz, sizler de seviniz derler. Dünyada yaşayanlar da onu sever.”

Gene

buyuruyor;

“Bir Müslüman ölüp de yakın

komşularindan dört hane ehli kendisi hakkinda iyi şehadette bulunursa Allah

şöyle buyurur: Onun hakkinda bildiklerinizi kabul ettim, bilmediğiniz gizli

taraflarini da ona bağişladim”

Bu

müjdeler herhalde Rahmetli Feyzi kardeşimi çok iyi ifade ediyor. Abana

tarihinde görülmemiş bir cenaze merasimini, her kesimden, her düşünceden, her

memleketten insanlari aynı safta omuz omuza bir araya getirebilmek her kula

nasip olmaz. Allah taksıratini affetsin. Makamini cennet yapsin. Kederli

ailesine ve değerli hemşerilerime de sabri cemil versin nasip etsin inşallah…

Kendisi

ile ilk taniştiğimizda henüz ilkokula başlamamiştik. Bozkurt’un Keşlik köyünden

Abana’ya gelmişlerdi. Bu arkadaşliğimiz Lise sona kadar kesintisiz devam etti.

Aci, tatlı o kadar çok hatıramiz var ki?  Liseden sonra ben Abana’dan ayrıldim ama

irtibatımiz bir şekilde hep süregeldi.

Feyzi

kardeşimizi farklı kilan ne idi acaba diye sorsaniz herhalde ilk aklima

gelenler olarak şunlari söyleyebilirim,

1.     

Hep

güler yüzlü idi,

2.     

Hiç

hayır diyemezdi,

3.     

Kin

nedir bilmezdi,

4.     

Merhametli

idi,

5.     

Cömert

idi.

6.     

Mütevazi

idi,

7.     

Yardimsever

idi.

 

Bazi dereceler

vardir ki o derecelere ancak güzel ahlak ile ulaşilir. Gene Efendimiz (SAV)buyuruyor;

“Mizana (teraziye) güzel ahlaktan

ağir gelen hiçbir şey konmaz. Güzel ahlak sahibi, bu meziyeti ile oruç tutup

namaz kilanlarin seviyesine ulaşir.”

Yukarda

saymaya çalıştığım hasletler de güzel ahlakin en güzel misalleri değil midir?

Kendisinin

çok kizdiği anda bile kavga etmediğine, edemediğine çok şahit olmuşumdur.

Çocuklukta kavga eksik olur mu, çok kizarsa eli ile vurmak niyetinde olsa bile

elini çekerdi. Hatta gözümün önünde elini yumruk yapmazdi, yapamazdi. Avucunu açar,

vurar gibi yapardi. Gene vuramazdi, elini çekerdi. Başkan olduğu dönemde (çok

şanssiz bir süreç idi) de çocukluğundaki bütün bu güzel hasletleri fazlasi ile kendisinde

gördük. Fabrika kapandi, işçiler işsiz kaldı. Başkanımiza gelirlerdi. Cebindeki

son parayi da isteyene verir, çoğu zaman evine parasiz giderdi. Kendisine böyle

yapma diyenlere de Allah kerim derdi. Ailesi beni bağişlasin bunlari çok kimse

bilmez. Kendisine çok kizanlar bile kendisini, güler yüzünü görünce yumuşardi.

Böyle bir insandi rahmetli kardeşim. 

şu bir

gerçek ki hayat çok hızlı akip gidiyor. Dünya hayati da çok kisa. Sanki

buralarda bir gün ya da daha az kaldık gibi geliyor. Herhalde son nefeste de

böyle olacak.  Ölüm gündemi her şeyi alt

üst ediyor. Gündemi adeta kendisi belirliyor. Hem de hiç değişmeden her zaman

aynı önemini muhafaza ediyor. Ömür kisaliği uzunluğu bize göre izafi bir kavram.

Sonsuz hayat yaninda hiç birisinin önemi yok. Hepimiz kendi ecelimize doğru

koşar adimlarla gidiyoruz. Cenab-i Hak bize ne ömür verdi ise aslinda onu

yaşiyoruz. Elbette tedbir almak esastir. Ama tedbir takdiri bozmaz.

Yaşanacaklar yaşaniyor ve ecel ne geri ve ne de ileri gidiyor.

Çare yok

hepimiz bu yolculuğun bir yerlerindeyiz ve bu yolun yolcusuyuz. Kişinin

eşinden, çocuğundan, malindan kaçip da sadece kendi derdine düşeceği o dehşetli

mahşer gününde Allah hepimizin yardimcisi olsun. Zira Cenab-i Hak Kurani

Kerim’de Abese Suresi 33-38 nci ayetlerinde böyle buyuruyor;

“Kişinin kardeşinden, annesinden,

babasindan, eşinden ve çocuklarından firar edeceği o gün geldiği vakit, işte o

gün herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardir.”

Feyzi

kardeşim; senin ölümün hepimize büyük bir ibret oldu ve tüm bunlari bize tekrar

hatirlatti. Ölümden daha büyük bir nasihat olmadiğini, günlük kisir

çekışmelerimizin ne kadar da boş olduğunu, asil olanin bu kubbede hoş bir seda

birakmak olduğunu bize halinle gösterdin. 

Ve sen

şimdi bu yolculukta bizden bir adım öndesin. Cenabi Hak kabrini genişletsin,

cennet bahçelerinden bir bahçe yapsin, makamini cennet yapsin, günahlarini da

(inşallah hepimiz ile beraber) Settar ismi ile bağişlasin, gizlesin inşallah…

Efendimiz

(SAV)’in bir hadisi ile yazimi sonlandiriyorum;

“Her kulun gökte bir nami vardir.

Eğer gökteki nami güzel olursa, yerde de ona güzel bir nam verilir. Eğer

gökteki ünü çirkin olursa, yerde de ona çirkin bir nam verilir”

şuna

emin ol kardeşim, sana kizanlar da dâhil olmak üzere hiç kimse senin arkandan çirkin

bir söz söyleyemedi, söyleyemezdi.

inşallah

bu nam ile de Cenab-i Hak ile muhatap olursun güzel kardeşim…

 

“Yani, mevti veren Odur. Yani,

hayat vazifesinden terhis eder, fâni dünyadan yerini tebdil eder, külfet-i

hizmetten âzâd eder. Yani, hayat-i fâniyeden, seni hayat-i bâkiyeye alir. işte

şu kelime, şöylece fâni cin ve inse bağirir, der ki:

Sizlere müjde! Mevt idam değil,

hiçlik değil, fenâ değil, inkiraz değil, sönmek değil, firak-i ebedî değil,

adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in'idam değil. Belki, bir Fâil-i Hakîm-i

Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândir. Saadet-i ebediye

tarafına, vatan-i aslîlerine bir sevkiyattir. Yüzde doksan dokuz ahbabin mecmai

olan âlem-i berzaha bir visal kapisidir.”

Loading