GÖLGELER
Yazları en arananıdır bir gölgelik alan. Güneşin sıcaklığı, içinin ısınmasının sınırlarını zorladı mı, bir kaçış yeridir gölgeler… Rahatlatır, nefes aldırır, bir oh çektirir. Bu gölge kimi zaman bir şemsiye altı, kimi tente, kimi zaman bir kahvehane, bazen de bir ağacın altıdır. Gölgede istenen ise serinliktir; rüzgarın nefesi sardı mı seni, ne sıcağın boğuculuğu kalır, ne de yakan ateşi…
Gölgeleri kıyasladığımızda ise; insan eli yapılanlara rüzgârın pek uğramadığını, kandırmaca gölge olduklarını fark edersin. Esas gölge, esas ferahlık doğanın baş tacı olan AĞAÇTIR. Bereketiyle sardığı gibi, gölgesini de cömertçe sunar bizlere, hiçbir karşılık beklemeden…
Güneş ışınlarının zararlarının tartışıldığı, hastalıkları başlatan, hatta tetikleyen YAPAY GIDALARIN konuşulduğu, tarihi eserleri gezmenin rutinleştiği, kısaca gerek bedeni gerekse ruhi sağlık sorunlarımızın aşırı derecede arttığı günümüzde, dağlarımız, ormanlarımız ilaçtan öte çareler taşıyor ve Allah’ın izni ile devalarını sunmaya devam ediyor bizlere… İşte bu ve buna benzer manevi nedenlerden dolayı ve de tatil için akın eder, Abana ve köyleri insanı ve de yerli turistler Abana’ya… Ve tatillerini yapar gider ağabeylerimiz ekmek kazandığı şehirlere haklı olarak…
Sayın Metin Şentürk, ”Ufukta tehlike belirdi” diyor, uyarıyor; niye? İlçeliğimiz elimizden alınacak, nüfus kapasitemiz düşük… Belediyemiz, siyasi parti yöneticileri, sivil toplum kuruluşları “İkametlerinizi Abana’ya aldırın” diye yoğun çalışma içerisindeler uzunca zamandır. Tamam da, kaç aile bunu yapabilecek ve kanun yeter sayısına ulaşabileceğiz? Çözüm bu mu? Abana dışında yaşamak zorunda olan insanların yaşadığı yerlerde ikametgâh ile ilgili hiç mi resmi kurumlar ile işi olmayacak? Hadi diyelim, emekli bazı büyüklerimiz bu öneriyi uyguladı, yeter sayıyı yakalayabilecek miyiz? Hadi yakaladık; ismen Abana’da, cismen yok! Esnafa ve Abana kalkınmasına nasıl bir katkısı olacak? Nüfusun azalmasını nasıl önleyecek?
Çok değerli derneğimizin, Has Bahçe’nin ağaçlarının gölgesinde, Metin beyin söylediği gibi “hiçbir zaman kıymetini bilemediğimiz” Sayın Taner Acar’ın yönetiminde yapacağı bu çalışmada dilerim ki sağlıklı kararlar alınır. Sayın Ekrem Ata, yazısında benim de yıllardır yazdığım ve yalvardığım konulara çok güzel yaklaşarak çözümün önemli bölümlerini uyarmış; yüreğine ve kalemine sağlık… Nüfus artışını sağlamak projelerden ve yatırımlardan geçiyor… “Çözümün bir parçası değil isen, sorunun bir parçasındır” demiş bir büyüğümüz. Bu toplantıda olmayı çok isterdim ama görevim nedeniyle olamıyorum. Çözüme bir nebze de katkı olması amacıyla Sayın Taner abimizden, Abanalı iş adamlarımızı oraya yatırım yapmaları konusunda uyarmasını isteyeceğim. Kastamonu ili 2011/2303 karar sayısı ile ”Kalkınmada Birinci Derecede Öncelikli Yöreler Listesi’nde yer almaktadır”. Bunun ne anlama geldiğini uzun uzadıya anlatmam saygısızlık olur diye düşünüyorum. Ama bu kanunu inceleme fırsatı bulamamış olanlar için, yatırımlara bölgesel teşvikler verildiğini ve en az 500.000 TL’lik yatırımlara vergi muafiyetinden tutun, yer tahsisine, faiz desteğine, KDV istisnasına kadar birçok avantajı olduğunu hatırlatmak isterim. Bu yatırımların neler olabileceği kanunda belirtilmiş olup, hepsi de Abana’mıza uygulanabilecek projelerdir.
Kalkınmada hedefimizi ve projelerimizi önümüze koymalıyız ki insanlarımız ekmek için göç etmesin yaban ellere. Bizler de nüfus artışını yapay ortamlarda aramak zorunda kalmayalım. Bu işin tek çözümü Abana ve köylerine yapılacak olan, gerek tarımsal gerekse diğer sektörlerde yapılacak yatırımlardır. Bu yatırımların getireceği girdiler ile birbirini tamamlayacak harika işler çıkacaktır. Turizmi onların peşinden sürükleyecektir. Hatırlarsanız bir yazımda “Sırtımızı denize dönmeliyiz” demiştim.
İzmir’de uygulanan bir proje örneği ile yazıma son vermek istiyorum; “İlçe ve Köylerde Yaşam Kalitesini Arttırma Projesi”. Bu proje sayesinde birçok köyde göç durduğu gibi geri dönüşler de abartılı bir şekilde arttı. Özetle; kalkınma projeleri, yatırımlar ve de geri dönüş, işte nüfusumuzu arttırmanın birinci yolu. İkincisi ise bırakalım dünü ve birbirimiz ile uğraşmayı, önümüze bakalım. Mezarlarında bizi hüzün ile izleyen, Hakkın rahmetine kavuşmuş ve Abana’yı önemli değerler ile bizlere teslim etmiş değerli büyüklerimizi ziyarete gidecek yüzümüz olsun…
Çözümün başlangıcının öncelikle iş adamlarımızdan geleceğini düşünüyorum. Kuracakları birkaç şirket ile yapacakları “doğru” yatırımlar, hem kendilerine bir girdi, hem de Abana’da istihdamı sağlamaya başlayacak. Örnekleri Kastamonu civarında var. Sakın ola ulaşımı bir engel olarak görmeyelim. Bakın taaaaaa Çin’den hepimizin evinde eşyalar var!
Bu arada, ufukta tehlike; 1,5 trilyon mevduatı olmasına rağmen tarımı, sanayiyi ve esnafı geliştiremediğimizden yeterli parayı satamadığı için 29.03.2002’de kapanan, devletimizin Halk Bankası ile görünmüştü. O dönem önemsenmeyen bu kapanış bugünlerin habercisi olmuştu aslında.
Saygılarımla, BAŞKA ABANA YOK!
Mehmet Şahin – İzmir

Loading