Araştirmaci Salim Yılmaz Araştirmalarini Tamamladiğini Belirtti

Salim Yılmaz Araştirmalarini Tamamladi

 
Amatör Arkeolog ve Araştirmaci Salim Yılmaz, çocukluğunda merak sardiği ve gittiği yurt dışında da sürdürdüğü yöremiz tarihi ile ilgili araştirmalarini tamamladiğini açıkladi.
 
 
Salim Yılmaz ayrıca, bir süre önce eşi Seyhan Yılmaz’in kalp kapakciğinin değiştiğini ve Sağlık durumunun iyi olduğunu belirtti.
Salim Yılmaz Eşi Seyhan Yılmaz ile Birlikte
Salim Yılmaz Deniz Şenliklerinde Ödül Alirken
Yaptığı çalışmalardan dolayı Kültür bakanindan da Teşekkür Yazisi alan Salim Yılmaz’a yaşantisinda başarılar dileriz.
Salim Yılmaz’in Yazisi:
 

Çocukluğum Gedos ( Yeşilyuva ) Köyünde geçti. 10 Kasim 1938 Doğumluyum.

Henüz 3 veya 4 yaşlarindaydim. Bizim sahildeki kahve ve otelimizin bitişiğindeki yüksekçe tarla sahibi Dadarik biraz derine inince altından taş bloklarda on civarinda daire şeklinde lahitler çıktı.

Ben içerisindekileri ve iskeletleri gördüm.

Bir de Mami deresine rahmetli Kenan Dayinin Denizbükü Köyünden çıkan küçük çocuk lahitini bir öküzcüye 5 Lira vererek kizakla getirtmişti. Yıllar sonra Avrupa’ya gittiğimde Arkeolojiye merak sarinca ilk işim bunlari gün yüzüne çikartmak oldu.

Eski Eserler Müzeler Genel Müdürlüğü ve Kültür Turizm Bakanliklarina yazdiğim dilekçelerle Yeşilyuva Köyünün Açık Hava Müzesi olması için yaptığım müracaatlardan bir sonuç alamadim.

Çünkü köy değerini kaybetmiş, müze kurulmasi müsait değildi. Yetkililer araştirma yapmadan köye turistik bir gezi düzenlememişler ve lahit tarlasinin bostan olduğunu görmüşler.

Mami Deresindeki Lahiti yolun altından çikartarak Abana’ya getirdik. Ama bu sefer de Kastamonu Müzesi karşı çıktı. Müze bulgularini Kastamonu Müzesine taşıdılar.

Ben Avrupaya geldikten sonra tam 11 farklı Dergiye Abone olmuştum. Dergileri atmadim ara sıra okuyorum.

Bu dergi ve kitaplardan Karadeniz’e ait bulgularim var;

Antropoji Dergisinin 8. Sayısinda, Trabzon ilinin Akçaabat İlçesinde maden kazsisi sırasında bir fosile rastlaniyor. Tetkik için fosili Ankara’ya gönderiyorlar. Yapılan tetkiklerde bu fosilin Orta Miosen Çağinda 20 Milyon Yol önce Karadenizin okyanusla bağlantisini olduğu ortaya çikariyor.

Birde Üniversite Jeoformoloji kitaplarinda okumuştum. Yerbilimine göre  Bizim Orta Karadenizde ince Burun ile Kerempe Burnu arasındaki bölgede denizin altı boydan boya çamurla kapliymiş. Dünyanin en lezzetli balıklari bu sularda çikarmiş.

Bizim Abana’dan kuzeye doğru 30-35 Km arasında denizin derinliği 5 kulaç civarindaymiş. Ondan sonraki bölgelerde derinlik 2000 Metre dolayinda ve bu alanlarda Uranyum yataklariyla kapliymiş. Henüz teknoloji buralara inemedi.

Karadenize ait bu bulgulari saptadiktan sonra gelelim Abana’ya:

Bizim bölgelerde ilk çağlarda Paflagonyalilar yaşamişlar. Filyos Çayindan Kizilirmak hinderlandina kadar ( Çankırı Dahil ).

M.Ö. 1200 lerde Piylemina komutasinda Truva Savaşina katir birlikleri ile katilmişlar. Bir iskender gelmiş, bir Romalilar gelmiş Bizans olmuşuz. Pontuslulardan sonra Selçuklu Türkleri, Candaroğlullari ve isfendiyar Oğlullari hüküm sürmüş ve Fatih zamaninda Osmanlilaşmiş bizim bölgeler.   

1461 de fatih Sultan Mehmet Trabzon Pontus Rum imparatorluğunu topraklarina katinca aynı tarihlerde Donanma Komutani Gedik Ahmet Paşa Donanmayi Abana önlerinde topluyor. Harmusun’un ismi o zaman Apana’dir. Ahmet Paşa, Yukariabana kismina Türkleri yerleştiriyor.

Karadenizdeki Osmanli Donanmasinin Halat, sicim ve Kereste ihtiyaci Abana’dan karşılanmaya başlanıyor. O zamanlari bizim sahillerimizde Pontuslular kalmaktadir. 1923 mübadelesinde Karadeniz’den topluca Yunanistan’a gitmişlerdir.  

Abana’da Haci Yüzbaşi zamaninda Keşeplioğulları da Abana’ya yerleşiyor. Bunlar padişahin kürekçisi imişler. Bunlar yaptıklari bir hatadan dolayı Abana’ya sürgüne gönderilmişler. Haci Yüzbaşi Kastamonu’dan Abana’ya yol yapılmasi için müracaat yapıyor. Kaziklar yolarla çakıliyor. Keşeplioğulları; karilarimizi kızlarimizi görecekler diye halktan imza toplayarak yol istemediklerine dair padişaha dilekçe yollamişlar. Haci Yüzbaşi İstanbul’a gidince,  Padişah bak halk yol istemiyormuş deyip, yolu İnebolu’dan açtıriyor.

Internet Sitelerinden Osmanli Arşivine giren Ağabeyim Araştirmaci Gazeteci Yazar Hayati Tahsin Yılmaz, Abana’Nin Osmanlilar zamaninda ta 8 kez kaza olduğunu saptamiştir. Bunlar şöyledir.

1834 – 1849 – 1850 – 1859 – 1865 – 1890 – 1894  ve 1914.

Cumhuriyet devrinde de 1945 ve 1968 tarihlerinde Abana kazaliğini bugüne kadar sürdürmektedir. Abana’miz tarihi açilardan çok enteresan görünüme de sahiptir.

Gelelim Turizm Tarihimize;

1955 yılında benim tavsiyem üzerine Kastamonu Göl Köy Öğretmen Okulu Abana’da iki devreli olmak üzere Haziran ve Temmuz aylarında kamp kurdu. Bu aralarda Avrupa Gençliği de 1 hafta kam kurmuştur. 1956 yılindan 1976 yılina kadar Limasollu Naci Abana’da kamp kurarak  Abana’yi Turizmde bugünlere getirmiştir.

Birde Abana Gençlerinin öncülüğünde 1984 yılında düzenlenmeye başlanan Kültür Sanat ve Deniz Şenliklerin bu yıl 28. gerçekleştirilmiştir.

Yapımi tamamlanmak üzere olan Abana Meslek Yüksek Okulunu Amcam Mesut Yılmaz’in çocukları yapmaktadir. Abana’nin kisa bir süre sonra canlanacağini ümit etmekteyim.

 Salim Yılmaz

Hollanda

Loading