Ekrem Ata’nın Güncel Yazısı
24 Kasım tarihinde düşürdüğümüz Rus jeti hadisesinden sonra Batı’nın dostane tavrını nasıl okumalıyız?
Öncelikle hiç dolduruşa gelmeyelim. Buraya nokta koyup biraz geri dönelim…
Suriye’deki iç savaşın başladığı Mart 2011 dönemine gidelim. Suriye ile adeta “tek devlet, iki millet” durumuna gelmiştik. Sınırlar göstermelik, ticaret kuvvetliydi. Hafta sonu Halep ve Şam şehirlerine gidip geliyorduk.
Biz yakınlaştıkça Batı kuduruyordu. “Suriye terörist devlet idi, biz nasıl Esed ile bu kadar yakın olabiliyorduk? Türkiye gibi örnek bir demokrasiye sahip bir ülke, nasıl oluyordu da terörist bir ülke ile böylesine yakın bir ilişki içine girebiliyordu? Büyük hataydı ve Esed zaten gidiciydi…” Bunun da garantisi veriliyordu.
Ağustos 2011’e kadar bu politikamızı sürdürdük ve birden maalesef 180 derece döndük. Artık Suriye’de iki-üç hafta içinde yeni ve dost bir rejim kurulacaktı. Zaten Batı da Esed’i göndermek için güya can atıyordu. Öyleyse bir ön almak gerekiyordu; Libya’da olduğu gibi oyun dışında kalmamalıydık.
Fakat o da ne? Esed’i düşman ilan eden Batı yavaş yavaş dönüyor, “Giderse yerine kim gelecek?” sorusu güya onları tereddütte bırakıyordu. İç savaşın dengede sürmesi için hep ikili oynadılar. Türkçe, Kürtçe, Arapça ağıtlar yükselirken; İngilizce, İbranice kahkahalar yükseliyordu.
Ve bugünkü tabloya geldik: Milyonlarca göç, yüz binlerce ölü ve harap olmuş bir ülke…
Şimdi Rus jeti krizi hadisesi üzerine yeni oyunlar başladı. Bütün dünya Akdeniz’e geliyor. Rusya yığınak yapıyor, NATO da güya bize hava desteği için sırayla ülkemize geliyor.
Ben şahsen kendi ülkeme inen bu uçakları; ister ABD, ister İngiliz, ister Almanya olsun bir işgal kuvvetinin silahları gibi görüyorum. İyi niyetlerine hiç inanmıyorum. Gün gelir o silahlar sana döner. Çekiç Güç hadisesinde bunu yaşadık.
Suriye olayları başladığında da hatalı bir politika izlendiğini söylemiştim. Şimdi de izlenen bu gerginlik politikasını ve güya Batı’nın destekleyici politikasını çok şüpheli ve sakıncalı buluyorum.
Aman dikkat! Kim arkamızı sıvazlıyorsa bir duralım. Birleşmiş Milletlerin 5 daimi üyesi (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) birbirlerine kolay kolay düşman olmazlar. Aralarında gizli anlaşmalar hep vardır. Dost olmasalar bile mutlaka menfaat iş birliği vardır. Bazen sadece menfaat paylaşımında anlaşamazlar.
Şimdi baştaki soruya gelelim: Rusya ile aramızdaki gerginlikte bizden yana görünen Batı’ya güvenelim mi?
-
İtidalı elden bırakmayalım,
-
İçeride kardeşliği kuvvetlendirici adımları atalım,
-
Muhtemel bir çatışma ortamı ile beraber aynı anda Kürt terör hareketine tam gaz verileceğini göz önünde tutalım.
Terör ortamında birilerinin NATO’yu göreve çağıracağını hatırımızdan çıkarmayalım. NATO bu görev için geliyor olmasın sakın?
Tüm bu olumsuz tabloya rağmen ümitsiz miyim? Asla ve kat’a…
Bir ikindi güneşi gibi kısa bir zaman da olsa tarih bu millete tekrar bir görev verecek; o millet bütün dünyaya adaleti tekrar gösterecektir. Rabbimizden ümit ediyoruz ve bekliyoruz inşallah…
Ekrem ATA
11.12.2015
![]()











