Eski Kastamonu Milletvekili

Sabri TIĞLI Vefat Etti

Abana'nin yetiştirdiği değerli isimlerin başında bulunan eski Milletvekilimiz Sabri TIĞLI vefat etti.

3 hazıran gecesi evinde Hakkin Rahmetine kavuşan Sabri TIĞLI için, 5 Haziran Çarşamba Günü Ataköy 5. Kisimda resmi cenaze töreni düzenleneceği bildirildi.

 

Sabri TIĞLI'nin cenazesinin daha sonra Abana'ya getirilerek, 6 Haziran perşembe günü toprağa verileceği öğrenildi.

1926 Abana Doğumlu olan Sabri TIĞLI rahatsizliğindan dolayı  birkaç yıldir İlçemize gelemiyordu.

 
 
 



Sabri TIĞLI Eşi ve Kizi Oya TIĞLI ile Birlikte
 
 
 
 

Bu haftaki konuğumuz, Türk sendikaciliğinin duayenlerinden, eski Kastamonu Milletvekili, Abanalı Sabri TIĞLI. Sendikal haklarin olmadığı bir dönemde, ekmek parasından olma pahasina mücadele veren, Türk sendika hareketinin öncülerinden olabilme sabir ve cesaretini ortaya koyan Kastamonulu Sabri TIĞLI. ..

Kamyonun önüne yatip, hayatini ortaya koyarak grev kiricilari durduran da o, Limasollu Naci’yi Antalya’dan vazgeçirtip Türkiye’nin ilk ingilizce konuşma kampini Abana’ya kurdurtan da…

Meclisteki döneminde en çok kanun teklifi veren milletvekili olmaktan, Abana’ya motor fabrikasi kurulmasina   önayak olmaya uzanan, tamamı toplum için yaşanmiş 83 yıllık yaşamini konuştuk Sabri TIĞLI’yla..

ingiliz filozof ve matematikçi Bertrand Russell Siyasal idealler kitabinin ilk cümlesinde şöyle der; “Karanlik çağlarda insanların duru bir inançla güçlü nedenlere dayanan bir umuda ve bunun sonucu olarak da güçlükleri önemsemeyen sabirli bir cesarete gereksinimleri vardi.“ 

Her çağin kendi dinamikleri kendi içinde karanliğini ve aydinliğini yaratirken, yaşadığı ortama göre insanlar için de bazı seçenekler kendiliğinden oluşur. Kimi insan karanliğin içinde gittikçe körleşirken bazılari da karanliktan aydinliğa çikmanin mücadelesini, güçlükleri önemsemeyen sabir ve cesaretle verir.

Bu haftaki konuğumuz, Türk sendikaciliğinin duayenlerinden, eski Kastamonu Milletvekili, Abanalı Sabri TIĞLI. Sendikal haklarin olmadığı bir dönemde, ekmek parasından olma pahasina mücadele veren, Türk sendika hareketinin öncülerinden olabilme sabir ve cesaretini ortaya koyan Kastamonulu Sabri TIĞLI.

Gün olur sendikaci olduğu için işinden atilir. Gün olur grev kiricilarina karşı gelebilmek adına tek başina fabrikadan çikmak isteyen kamyonun önüne yatar ve hayatini ortaya koyar. Bir çoğumuz gibi çocukları için apartman dairesi, villa ve türlü mülkiyet hayali kurmayan, aksine çocuklarıni grev çadirlarinda büyüten bir emekçidir. Evet bu hafta, hemşerimiz Sabri TIĞLI’ya konuk olduk.

Yer, Sabri TIĞLI’nin İstanbul Bakirköy’deki evi. Eşi Billur Hanim, kızı Oya Hanim, kalabalık Gurbet Elçileri ekibini kapida karşıliyor. Aslinda bu bir röportajdan daha çok, bir ziyarete dönüşüyor. Yavuz Ballik, Yavuz Yaman ve Sati Ergün de bizimle beraber.  Hazırlıklar tamamlanip röportaja başladığimizda, ilk sorumuz kisa hayat hikayesi oluyor. “23 Nisan 1926’da Abana’da doğdum” sözcükleri ile röportajimiz başlıyor.

S.T.- 23 Nisan 1926’de Abana’da doğdum. ilkokulu Abana`da bitirdim. 1938 yılında okumak üzere İstanbul`a geldim. O zamanlar karayolu yoktu. Abana’nin tek umudu Karadeniz sahili boyunca yük taşiyan gemilerdi. Nadiren donanmadan bir gemi gelir, ilkokulu birincilikle bitiren erkek çocukları alir, denizci yapmak için götürürdü. Ben mezun olmadan iki sene önce gelmişti gemi. İstanbul’a gemi ile gitmekten başka çare yoktu ve bir gün üç arkadaş İstanbul’a giden gemiye kaçak bindik. İstanbul’a geldikten sonra işe girdim. Akşamlari sanat okuluna gittim. Sonra Eyüp`teki Maltoğulları Mensucat Fabrikasi`nda işbaşi yaptım. O sırada Halkevi’ne, sonra da CHP’ye kayıt oldum.

•••

ilkokul bitmiş, ortaokul için göç etmenin zamani gelmişti. 12 yaşindaydi ve iki arkadaşi ile birlikte kendisini İstanbul’a götürecek olan gemiye kaçak bindi. Üç gün süren yolculuktan sonra, İstanbul’a, Galata’ya, o zamanki bilinen adiyla, Kalafatyeri’ne vardilar. Üç arkadaş bir kahvehanenin üst katinda bir oda kiraladilar. Ayakkabi boyadilar, peynir ekmek ile karinlarini doyurdular.  Piere Canko adinda bir Rum’un yaninda hemşerilerinin de yardımıyla tornaci olarak iş buldu. Akşamlari Tophane Sanat Okulu’na devam etti. 1943 yıli Sabri TIĞLI’nin hayati için dönüm noktalarindan biriydi. Eyüp`teki Maltoğulları Mensucat Fabrikasi`nda şef olarak işbaşi yaptı.   Sabri TIĞLI’nin sendikacilik ve siyasi hayati ile ilgili konuşacak çok şey vardi. O nedenle biraz temkinliydik. Siyaset ve sendika hareketine girmeden önce Kastamonu ve Abana hakkinda konuşmak istiyor ve konuyu tekrar Abana’ya getiriyorduk. Abana hakkinda hatıralarini anlatmasini istiyorduk. Ancak sohbetimiz sırasında bir şey gözümüzden kaçmiyordu. Konu Abana’ya her geldiğinde; “Abana’yi köy yaptılar” sözcüğünü tekrarliyordu Sabri TIĞLI. Belli ki bu olay Sabri beyi çok incitmiş, anılari arasina adeta kazilarak yazilmişti. 

•••

S.T.- Bozkurt’u İlçe, Abana’yi köy yaptılar. Abana’dan CHP dışında başka partiye oy çikmazdi. Demokrat Parti bir yasa çikardi ve Abana’yi köy yaptı. Çok itiraz ettik ama yasa çatir çatir çıktı. Engel olamadik. Abana’yi köy yaptılar.

•••

Abana köy olmuş ve ekonomik olarak gerilemeye başlamişti. Tam bu noktada Sabri TIĞLI’nin Abana mücadelesi başlıyordu. Önce Abana’yi Kalkindirma Tanitma ve Turizm Derneğini kurdu.

•••

S.T.- Abana köy yapılinca gerilemeye başladı. Ben de Abana’yi Kalkindirma Tanitma ve Turizm Derneği’ni kurdum. O sıralarda Limasollu Naci ile tanişmiştim. Naci Bey, ingiliz filolojisinden mezun, gazetecilik yapıyor ve fotoğraf çekiyordu. Aynı zamanda ingilizce konuşma kampi kurmak istiyordu. Kampi Antalya’da kurmak istiyordu. Abana’da kurmasini söyledim, kabul etmedi. Onu Abana’ya götürmek  ve Abana’nin fotoğraflarini çektirmek istedim. Abana’yi gördükten sonra fikrini değiştirdi ve konuşma kampini Abana’da kurmaya ikna oldu. Böylece Türkiye’nin ilk ingilizce konuşma kampini Abana’da kurmuş olduk.

ABANA PiLAVI’NIN ÖYKÜSÜ

ingiltere’den Oxford’dan Cambridge’den hocalar Abana’ya gelir. Kamp başladıği zaman öğrencileri yatiracak yer yoktur Abana’da. Sahile çadirlar kurulur. Sonra evler pansiyon olur. Bir tür Oxford modeliyle Abana’da ingilizce eğitimi başlar. Bütün bunlar olurken takvim yapraklarinin 50’li yıllari gösterdiğini okuyucularimiza hatirlatmak ve yapılan işin zorluğunu okuyucu yorumuna birakmak isteriz. 

Sabri, bey Abana’nin taninmasi için faaliyetlere inatla devam etmektedir. Taksim Belediye Gazinosu`nda bir Abana gecesi düzenler. Organizasyonda Abana`nin kendisine has bir yemeği olsun ister. Abanalı akrabasi olan, büyük Atatürk`ün ve ismet Paşa`nin aşçiliğini da yapan Necdet Usta’dan (Necdet Dengezer) yardım ister. iktidar değiştiği için Necdet Usta’nin da görevi değişmiş ve Denizcilik Bankasi’nda baş aşçi olarak göreve başlamiştir. Necdet Usta bir pilav yapar ve adi “Abana Pilavi” koyulur. Sonra bir gün dönemin Başbakani Adnan Menderes Denizcilik işletmelerine ait bir gemi ile İstanbul’dan izmir’e gitmektedir. Menderes menüde bulunan pilavi çok beğenir ve tarifini ister. Pilavin adinin “Abana Pilavi” olduğunu öğrendiğinde; “Yetti bu Abana, bir de pilav olarak mi karşımiza çıktı? Derhal bunun ismi değişecek” der. Gemiden Denizcilik Bankasi Genel Müdürlüğü’ne talimat verilir. Necdet Usta kendisine iletilen talimat üzerine; “Beyefendi ben siyasetçi değilim, siyasetten de anlamam, ben kendi memleketime, kendi köyüme, doğup büyüdüğüm memleketime hizmet olsun diye bir pilav yaptım, ismini de verdim. Bir ülkenin başbakani pilavin ismiyle uğraşacak hale gelmişse benim yapacağim bir şey yok, ben bu pilavin ismini değiştirmem. Siz ne yaparsaniz yapın, ben artık bu devlete hizmet de etmem” der ve istifa eder. Ancak Denizcilik Bankasi mönüsünde  pilavin adi artık değişmiş ve  `Necdet Usta pilavi` olmuştur.

30’lu yıllarda ne sendika, ne de sendikalar kanunu vardir. 1936’da bir kanun çikar. Bu kanuna göre işveren ile işçi arasındaki ilişkiye yardımcı olmak üzere işçi temsilcileri seçilir. Sabri TIĞLI’nin işçi hareketi ile tanişmasi da bu döneme rastlar.

•••

S.T.- 1943 yılında çalıştığım Maltoğulları fabrikasinda işçi temsilcisi seçildim. O zamanlar aday çikmasi cesaret isteyen bir şeydi. işçi mümessili seçildiğin zaman işveren iyi bir gözle bakmazdi.  Cebimizde üyelik makbuzlari her fabrikaya gider, sendikaya gizli gizli işçi kaydederdik. Çünkü patronlar duyduğunda işçileri atarlardi. Sonradan DiSK genel başkanı olan rahmetli Kemal Türkler patronun puantörü olarak çalışiyordu, sendikaci olmaya ben ikna etmiştim. Hâlâ içim acir ama onun ve eşinin bu seçimlerinden dolayı pişman olmadiğini saniyorum. 1947`de “işçi ve işveren Sendikalari ve Sendikal Birliği” hakkinda kanun kabul edildi.. Büyük kentlerde sendikalar kurulmaya başladı. Biz de Mensucat işçileri Sendikasi’ni kurduk. O zamanlar İstanbul`da aşaği yukari 15-16 tane sendika vardi,  bir araya gelip güçlenmek için İstanbul işçi Sendikalari Birliği`ni kurduk. Sonra sendikal faaliyetlerimden dolayı Maltoğulları Mensucat Fabrikasi’ndaki işimden çikartildim. 1946’da Demokrat Parti kurulduğunda işçilere grev hakki vereceğim dediği için desteklendi ama iktidara geldikten sonra sözünü tutmadi. 1951’de Tekstil Federasyonu’nu kurduk. Sonra Sümerbank’ta işe başladım. Özel sektörde sendikacilar işe alinmiyordu. 1951’den 1958’e kadar Sümerbank’ta çalıştim. Günlük asgari yevmiyeyi 100 kuruştan 975 kuruşa çikardik. Büyük paraydi o zamanlar. işverenler kiyameti kopardi ama biz il Hakem Kurulu karari ile kabul ettirdik. Bunu da fabrikanin önünde davul zurnayla duyurduk. O zaman en büyük mücadelemiz grev ve toplu sözleşme hakki almak içindi.

•••

Türkiye’de sendika hareketi gelişmeye devam ederken, Amerika kendi sistemine göre sendikaci yetiştirmek için sendikacilari Amerika’ya çağirir. Ancak Sabri TIĞLI gitmez. 1952 yılında Türkiye işçi Sendikalari Konfederasyonu kurulur. Aynı yıllarda Sabri Bey, Türkiye Milli Gençlik Teşkilati’nin kuruculari arasında yerini alir. O günleri şöyle anlatir.

•••

S.T- Ben Milli Gençlik Teşkilati’nin kurucularindanim. Sendikalar Birliğinde görev yaptım. Tekstil Federasyonu’nda genel sekreterdim. Bahir Ersoy Başkandi, ben genel sekreterdim.

•••

1958 yılında Billur Hanim’la hayatini birleştirir. Yoğun sendika faaliyetleri, mücadele, grevler aile hayatini da etkileyecektir. Evliliğin ikinci ayinda Milli Gençlik Teşkilati Türkiye delegesi olarak Hindistan’a gider.

•••

S.T-  Yeni Delhi’de  Dünya Gençlik Kongresi yapıldı. Daha bir aylık evliydim ve kongreye Milli Gençlik Teşkilati delegesi olarak katıldım. Orada bir ay kaldık. Bulunduğum süre içinde Hindistan’daki sendikacilik ve eğitim yapılanmasini inceleme fırsatim oldum. Oldukça iyi bir örgütlenme olduğunu gördüm, bana rehberlik eden sendika görevlisi ile sohbet ederken bu sistemi nasıl geliştirdiklerini sordum ve süpriz bir cevap aldım. Hindistan’daki eğitim sistemlerini kurarken kendilerine Cumhuriyet Türkiye’sinde uygulanan Köy Enstitüleri modelini örnek aldıklarini söyledi, sonra bana bir soru sormak istediğini söyledi, buyrun dedim ama sorusu bana çok aci geldi. ‘Sizde hangi hain ve akilsiz politikaci Köy Enstitülerini kaldırdi, bunu çok merak ediyorum’ dedi. Cevap veremedim.

Sabri bey bu sorunun cevabini yıllar sonra aynı zamanda parlamentoda da yer alan doğunun büyük aşiret ağalarinin birinden alir. Kirsal kesimin egemenleri kendi köylülerinin çocuklarınin karşılarina aydin ve bilgili bir insan olarak çikmasinin otorite ve düzenlerini sarsacağini görmüşlerdir.

Sendikal mücadele devam ederken 1959 yılında kızı Oya, bir yıl sonra da oğlu Ali Muhittin dünyaya gelir. Sabri beyin artık iki çocuğu vardir. Ancak o mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçmez. Bakin Sabri Beyin kızı Oya Hanim o günleri nasıl anlatiyor.

•••

Oya TIĞLI- Çocukluğumuzun ilk on yıli grev çadirlarinda geçti. Bir gün Enboy fabrikasinda grev vardi. Biz de grev çadirindaydik. Dişarida bir bağirma ve gürültü duyduk. Hemen dişari çiktik. Bir baktik ki babam bir kamyonun önüne yere yatmiş. Patron grevi kirmak için içeriden dişariya mal çikarmaya çalışiyormuş. Babam da kamyonun önüne yatarak kamyonun çikmasini engelledi. Sonra polisler geldi babami saçlarindan çekerek yerden kaldırdilar ama kamyon o gün fabrikadan çikamadi.  

•••

60 ihtilali olduğunda Sabri TIĞLI sendikacidir. ihtilal ile birlikte Anayasaya aykiri kanunları ayiklama komisyonu kurulur. Bu komisyon Abana’yi köy yapan kanunu Anayasa’ya aykiri bulur. Böylece 60 ihtilali Abana’nin tekrar İlçe olmasını sağlar. 61 seçimleri geldiğinde ismet İNÖNÜ, Sabri TIĞLI’nin aday olmasını ister ve Eskışehir’den aday gösterilir. Ancak beşinci sıradan aday olduğu için seçilemez ve tekrar sendika çalışmalarına geri döner. CHP ve AP koalisyonu kurulmuştur. Ancak koalisyon programında grev ve toplu sözleşme hakki yoktur. 31 Aralik 1961 ‘de 100 bin  kışinin katılımı ile Saraçhane’de miting yapılir. Bülent Ecevit, Çalişma Bakanı olunca grev ve toplu sözleşme hakkini işçilere veren kanun çikar. 60’dan sonraki yıllarda sendikalar altın çağını yaşar. 1973 seçimleri geldiğinde tekrar aday olacaktir. Bu sefer doğduğu yerden, Kastamonu’dan aday gösterilir ve Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili olarak meclise girer. Böylece Ankara günleri başlamiştir. 

•••

S.T- Kürsüye çiktik, yemin ettik. Üç ayda bir elime geçen maaş, 10 bin 500 liraydi. O zaman siyasi partilere bütçeden para yardımı olmadığı için, her ay 500 lirasi partiye kesiliyordu, bizim elimize 9 bin lira geçiyordu. O zamanlarda bugünkü gibi mesela lojman yoktu, oda yoktu, sekreter yok, hiçbir şey yoktu. 1100 lira ev kirasi veriyordum, geri kalan 1900 lirayla geçiniyordum. Çocuklarim Ankara`da okudular. 10 sene falan Ankara`da oturduk. 74`te, Sağlık ve Sosyal işler Komisyonu başkanıydim. Bütün iş kanunları, bütün sosyal kanunlar, komisyon olarak benim elimden geçerdi. Mesela parali askerlik kanunu benim kanunumdur, çift emeklilik kanunu, yurtdişinda çalışan Türk işçileri için, burada hizmetleri varsa, buradan da emekli olma, yurtdişindan da emekli olma haklari benim kanunumdur. 132-133 kanun teklifim vardir. Parlamentoda en çok kanun teklifi sahibi bendim.

•••

Sabri TIĞLI İstanbul’a göç ettiğinde Abana’da iş yoktur. Onun gibi, bir çok arkadaşi da göç ediyordu. insanların yaşlaninca ölme hakkini kullanmak için memleketlerine dönmelerine karşıdir,  o yıllarda çoğunlukla yaşlilar ve gurbetteki gençlerin çocuklarınin yaşadığı Abana’ya bir fabrika kurmak fikri gelişir. Ve böylece Abana Elektromekanik motor fabrikasi kurulur.

•••

S.T- Göç vardi. Abana’da iş yeri yoktu. En başta ben göç etmiştim. O yüzden Abana’da bir işyeri olsun istedik ve fabrikayi o yüzden kurduk. Siemens’le işbirliği yaptık. Teknoloji olsun istedik. Başladığimda ben tekstil federasyonunun genel sekreteriydim. Sendikadan ortaklar vardi, sonra Almanya’da çalışan işçilerden ortaklar oldu o zaman. Türkiye Kalkinma Bankasi ortaklarindandi. 12 Eylül’den sonra Dünya Bankasi’nin Türkiye’den başvuran birçok proje içinde kredi verdiği 3 projeden biri oldu Abana Elektromekanik. Böylece fabrikayi kurduk ve ilk olarak iran’a motor sattik. O zaman fabrika çok iş yaptı. ihracat yapıyordu. italya’ya bile ihracat yapmışti.

•••

12 Eylül’den sonra siyaset bitmiş ve artık Sabri TIĞLI emekli olmuştu. Ancak sivil toplum faaliyetleri devam ediyordu. 1985 yılina gelindi. 6 arkadaşi ile Kastamonulular Dayanişma Derneği Kas-Der’i kurdular. Kastamonu yöresindeki yoksul gençlerin okutulmasi için kurulmuş vakiflara da destek vermeye devam etti. Yeniden siyasi faaliyete başlayan CHP’nin Kastamonu örgütünü oluşturma işi ona düştü, hatta belediye başkan adayliği da…

Mücadele ile geçen koca bir ömür. O kendisini topluma adamiş, içinde yaşadığı toplum ve memleketi adına mücadele etmiş bir sivil toplumcu. Türkiye sendika hareketinin hemen her aşamasinda yer almiş, yılmadan mücadele etmiş bir Kastamonulu. şimdi 83 yaşinda İstanbul Bakirköy’de ailesi ile birlikte mütevazi bir hayat sürdürüyor.

 

 

 

 

 

 

 

 




Loading