Ekrem Ata'nin Güncel Bir Değerlendirmesi
Son zamanlarda ben şahsen bu hisleri fazlasi ile taşiyorum. Gene kalleşçe bir oyunun içine mi düştük endişesini fazlasi ile yaşiyorum.
Biraz geriye gidiyorum. Çok değil, sadece iki yıl öncesinin bu zamanlarina, yani 2011 yıli yaz aylarına…
Kalleş terör örgütü gene azmişti. Her gün şehit haberleri geliyordu. Bir partinin genel başkanı Hakkari’den “devlet 400 km de yok, gelsin görsünler” diye ilan ediyor, yandaş medyalarinin borazanlari da büyük bir keyif ile bu haberleri veriyorlardi. Hatta 2012 yılini da kendileri için final yıli ilan etmişlerdi. Yani artık bu iş bitecekti. Adeta bir kâbus yaşaniyordu. Ama planlar tutmadi ve adeta 2012 yılın terör örgütünün hüsran yıli olmuştu. Terör saldırilarinda 31 polis, 132 asker ve 16 geçici köy korucusu şehit olmuştu. Buna karşılik 438 terörist öldürülmüş,193 terörist teslim olmuş, toplamda 8000 civarinda terör örgüt üyesi yakalanmişti.
2012 yıli sonuna gelindiğinde Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanı Cihangir Çelik’in açıklamalari yüreklerimize su serpiyordu. ''Yapılan operasyonlar, bölücü örgütün şehir merkezlerindeki etkisini neredeyse bitirme noktasina getirdi'' diyor ve 'Terörist cenazelerinde ve değişik bahanelerle icat edilen günlerde yapılan kitlesel eylemlere katılımın çok alt seviyelere indi, önceki yıllara göre terör örgütüne katılımın çok geriledi” diyerek bölücü örgütün eleman temini için ailelere, çocukları kirsal alana göndermek üzere çeşitli baskılarda bulunmaya başladığini bildiriyordu… Çok şükür yıllarca devlet ile terör örgütü arasında kalan halk da devletin yakın otoritesini görüyor, artık terör örgütüne destek vermek zorunda kalmadiğini hissediyordu.
Genel Kurmay Başkanlığımiz da benzer açıklamalar yapıyor ve Yurt içi ve yurt dışında etkisiz hale getirilen toplam terörist sayısı ise bin 558'e ulaşti diyordu.
Sonra birden söylemler değişti. Malum partinin şahin yöneticileri birden güvercin oldular. Yıllardır akan kanin artık durmasi gerektiğini, aynı tarih ve geçmişe sahip Türk-Kürt toplumlarinin beraber, kardeşçe yaşamalari gerektiğini söylüyorlar ve bizleri şaşirtmaya devam ediyorlardi. Ne oluyordu, yeni bir durum değerlendirilmesi mi vardi? şahsi kanaatim olarak (bölge halkıni yakınen tanimama ve güvenmeme rağmen) bu partinin Marksist-Leninist görüşlerine sahip yöneticilerine hiçbir zaman inanmadim, sevmedim, güvenmedim ve açıklamalarini da samimi bulmadim. Bu işin içinde gene bir iş var gibi görünüyordu…
2013 yılında bir süreç başlatildi. MART ayina gelindiğinde akil adamlar heyeti oluştu. Gene toplumun değer yapılarina uzak birçok isim bu listede idi. Görüşmeler, görüşmeler, görüşmeler…
Halk gerçekten terörden bikmişti ve ne pahasina olursa olsun bu illetten kurtulmak istiyordu. Artık kendine yakın insanların olduğu bir idare de vardi. Devletine güveniyordu. Bu görüşmelere de destek veriyordu. Güzel misaller de gündeme geliyordu. Halkın gerçek sahipleri de belki ilk defa ciddi muhatap aliniyordu.
Ama bu parti yöneticileri oyunu bozmak isteyen mizikçilar misali devam eden süreçte hep bahaneler üretti. Ancak her şeye rağmen halkın iradesini de göz ardi edemediler. Sonrasında garip garip olaylar görmeye başladık, yol kesmeler, garip kiyafetli insanlar, sözde şehit törenleri, hükümete tehditler…
Adeta bir bahane araniyordu. Reyhanli ve Gezi olayları belki de ilk defa hükümeti bu kadar sarsiyordu. Hükümet Suriye politikasinda (eleştirilebilecek çok yönleri var E.A.) ve Misir politikasinda dünyada yalnız birakiliyor, ekonomide bilindik oyunlar oynaniyor, kisa sürede ülkemizden 15 milyar usd sicak para çikışi gerçekleşiyor ve döviz artışı frenlenemiyordu. Adeta Türkiye zayiflatilmişti. Bununla ilgili yalan yanliş bir çok dezenformasyon haberler de ardi ardina geliyordu. Dünyada aynı anda düğmeye basilmiş gibi yeni bir süreç başlatiliyordu. Bu oyun da öyle basit bir senaryoya benzemiyordu. Bu sefer senarist ve oyuncular da çok profesyoneldi. Bunu görebiliyorduk…
Bugüne geldiğimizde ise tablo özetle şu şekilde…
Terör örgütü KCK da hükümete açıkça tehditler savuruyor, Abdullah Öcalan’in Sağlık durumunun ciddiye alinmadiğini ve heyetin kendisi ile görüşmesine engel olunduğunu, böyle giderse sürecin tikanacağini açıkça söylüyor ve tabanına isyan çağrisi yapıyor. Aslinda halkı buna inandirmak, tekrar kendi yanına çekmek istiyor. Bir yandan da PKK’nin Suriye uzantisi PYD Suriye’nin kuzeyinde Esed’in de açık desteği ile özerkliğe hazırlaniyor, dört parçali (Türkiye- Suriye-Irak-iran) bağımsız bir Kürt devletin ayaklari oluşturulmaya çalışiliyor. şimdilik iran karti devreye alinmiyor, hatta anlaşilmaz bir şekilde PJAK ile iRAN aralarindaki husumeti kesiyor, (bu da başka bir araştirma konusu. Aslinda ABD tarafından son yıllarda kuvvetlenen Türkiye eksenli Sünni görüşe karşı iRAN unsurunu bir yere kadar kuvvetlendirmekten ibaret olan bir Yahudi denge politikasi) adeta kurulacak olan bağımsız kürt devletinin temelleri atiliyor. Hatta Esed rejimine başkaldıran Kürt kardeşlerimiz de gene PYD tarafından Esed’e teslim ediliyor. Hale bakin ki yıllardir Suriye rejimi tarafından bir kimlik bile verilmeyecek kadar muhatap alinmayan Kürt kardeşlerimiz Esed’in en büyük kurtaricisi oluyor ve hemen Ceylanpinar İlçemizin sinir komşusu olan Rasulayn İlçesinde Özgür Suriye Ordusunun bayraği iniyor, yerine PYD kendi bayrağini asiyor, bu bölgede geçici bir hükümet kuracağini ve 3-4 ay içinde seçime gideceğini açıkliyor. Esed de kendi geleceği için bu topraklardan vazgeçmiş görünüyor.
Buna ilave olarak gezi olaylarında devletimiz tarafından analizler çok doğru yapılamadi endişesini taşiyorum. Son zamanlarda bazı mesajlardan durumun daha iyi anlaşildiğini görmekle beraber bu olaylar bize gösterdi ki bu ülkenin temel bir problemi var. Ve bu temel problemin başka güçlerce çok kolay provoke edilebildiğini gördük. Bu problem sadece rahatsiz olanlara haddini bildirmekle çözülmez. Cumhuriyetten bugüne kadar mağdur edilmiş tüm kesimlerin tedirginliğini kaldırabilecek bir ülke kurgulamasi mutlaka yakalanmalidir. Bu konuda bazı çabalarin başlatildiğini biliyoruz. Hiç zaman kaybedilmemelidir.
Aksi halde adeta firtina öncesi sessizliği andiran bu ortam şahsen beni endişelendiriyor. Yeni bir başkaldırişta hepimiz çok yara aliriz. Her zamankinden daha fazla birlik-beraberlik içinde olmaya ihtiyacimiz var.
Son olarak Kürt kardeşlerime de sesleniyorum.
Ey Kürt kardeşim. Dikkat et. Defalarca oynanmiş bu oyunlara artık gelme. Bağimsiz Kürt devleti hayallerine kapilma. Zaten bir devletin var. Ve bu devlet seni gerçekten seviyor. Bu devlet Cumhuriyet döneminde yapılmayan tüm yatirimlari son 10 sene içinde yaptı. Bizim Allah’imiz bir, dinimiz bir, kitabimiz bir, kiblemiz bir, tarihimiz bir, binlerce bir birler iç içe girmiş. Kafirin kilinci ile zafer gelmez. Irak örneği ortada. Bu oyunu hep beraber bozacağiz. Dâhilde muharebe olmaz. Bu ülkenin kaynaklari hepimize yeter. Bir olalim, diri olalim, hep beraber ağlayan islam Dünyasinin yüzünü güldürelim.
Ya Rab!!!
şu mübarek günlerin hürmetine, Resulün hürmetine, bugün iftarda bir lokma yiyeceğe muhtaç ağlayan yetimler hürmetine, ağlayan islam dünyasinin yüzünü güldür, bizleri birbirimize düşürme, uhuvvetimizi, tesanüdümüzü artir, bizi yeniden nurlu ufuklara götür…
Amin, Amin, Amin…
Ekrem ATA
![]()












