Gezmek isteyenlere Güzel Bir Fırsat
Abana Turizm Derneğince Karadeniz Turu Düzenleniyor
UZUNGÖL

Vadinin ortasinda bulunan ve yamaçlardan düŞen kayalarin Haldızen deresinin önünü kapatmasiyla oluşmuş göl, “Uzungöl” olarak bilinir ve çevreye aynı ad verilmiştir. Özellikle yakınindaki “şerah” köyünün yöreye uygun tarzda yapılmış eski ahşap evler, doğanin güzelliğini tamamlar özelliktedir.
Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çeken Uzungöl, sahip olduğu turistik potansiyeli bakımından çok zengindir.
Çevrede trekking, kuş gözlem, botanik amaçli turlarin yani sıra daha yükseklerdeki dağlarin arasındaki göllere veya yakınlardaki şekersu, Demirkapi, Yaylaönü gibi diğer yaylalara geziler düzenleme olanağı vardir.
Yaban hayati bakımından Uzungöl çevresindeki dağlarda ayi, kurt, yaban keçisi, tilki, kafkas dağ horozu gibi çeşitli hayvan türleri barinmaktadir.
Haldızen deresi vadisinde, heyelan sonucu dere yatağinin tabii baraj şeklinde kapanmasi sonucu oluşan göl, çevresindeki ladin ormanlari ile çekici bir peyzaj sergiler, Göl kiyisinda yer alan Uzungöl yerleşmesi belediye teşkilatina sahip olup, alt yapı çalışmaları devam etmektedir. Trabzon'dan ulaşim, Çaykara'ya kadar 76 km, asfalt ve sonra da 19 km lik stabilize yol ile sağlanmaktadir. Çaykara·Uzungöl yol bağlantisinin islah edilmesi gerekmektedir.
Gölün su saşi, mevsiminde gelen su miktari ile bağimli olarak cüzi farklıliklar gösterir ise de, genelde boyu 1000 metre, eni 500 metre, derinliği ise 15 metre civarindadir. Gölde alabalık yaşamaktadir. Belediye tarafından hazırlanmiş 1/ 2000 uygulama imar plani bulunduğu ifade edilen yerleşmede; geleneksel ahşap yayla yapılarinin kuzeybatı yönündeki çayirlik yamaçlardaki konumundan, beton yapılarinin kuzeybatı yönündeki çayirlik yamaçlardaki konumundan beton yapılar şeklinde göl kiyisina inmekte olduğu müşahade edilmiştir.Turizm Merkezi olarak belirlenen alanın ilgi odaği olan göl çevresinde topografya, yerleşme alanini sinirlamaktadir.
Bu nedenle kuzeybatıda belirlenen turizm yerleşme alanlari ise kot farkı nedeniyle daha düşük rakimlarda kalmaktadir. Bu alanlarda yer almasi düşünülen Konaklama tesislerinin göl ve civarini günübirlik, aktiviteler için yoğun şekilde kullanmak isteyecekleri muhakkaktir. Bu durumda, Turizm Merkezi gelişmesinin Sağlıklı ve başarılı olabilmesi için göl çevresindeki yapılaşmanin kesinlikle kontrol altında tutulmasi gerekmektedir. Gölün Çaykara yönünden girişi bugünden büyük yapılarla (cami ve okul) kapatilmiş durumdadir. Güneydoğuda yer alanda ise yapılaşma hızla artmaktadir.
Sümela Manastiri

Meryem Ana adına kurulan manastirin “Sumela” adini “siyah” anlamina gelen “melas” sözcüğünden aldığı söylenmektedir. Bu ismin manastirin kurulduğu koyu renkli Karadağlar'dan geldiği düşünülmekte ise de, Sumela kelimesi buradaki Meryem tasvirinin siyah rengine bağlanabilmektedir.
Ünlü tarihçi J.P.Fallmerayer'in de (1790-1861) yılında buraya geldiğinde dikkatini çektiği gibi renginin koyu, hata teşhis edilemeyecek derecede siyah oluşu bu adin esasinin teşkil etmiş olması mümkündür. Gürcü resim sanatinda, XII.yüzyılda sanat aleminde siyah Madonna ismi altında tanınan bir takim Meryem ikonlarinin yapıldığı ve yayıldiği bilinir.
Sumela Manastiri'nin 18. yüzyılda birçok bölümü yenilenmiş, bazı duvarlar fresklerle süslenmiştir. 19.yüzyılda büyük binalarin ilave edilmesiyle manastir muhteşem bir görünüm kazanmiş, en zengin ve parlak dönemini yaşamiştir. Bu dönemde son şeklini alan manastir pek çok yabancı seyyahin ziyaret ettiği, yazilarina konu edilen bir yer haline gelmiştir. Bu yazarlar arasında, Ghikas (1755), Stephan (1764), Hysilantes (1775), G.Palgrave (1826-1888) sayılabilirler. Trabzon'un 1916-1918 yıllari arasındaki Rus işgali sırasında manastira el konulmuş, 1923'den sonra tamamiyla boşaltılmiştir.
Sumela Manastiri'nin başlica bölümleri; Ana kaya kiLİSESİ, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odalari, misafirhane, kütüphane ile kutsal ayazmadir. Bu yapılar topluluğu oldukça geniş bir alan üzerine inşa edilmiştir.
Manastirin girişinde su getirdiği anlaşilan büyük su kemeri yamaca yaslanmiş durumdadir. Çok gözlü olan bu kemerin büyük bölümü restore edilmiştir.
Dar uzun bir merdivenle manastirin ana girişine ulaşilmaktadir. Giriş kapisinin yaninda muhafiz odalari bulunmakta, buradan bir merdivenle iç avluya inilmektedir. Solda, manastirin esasini teşkil eden ve kilise haline getirilen mağaranin önünde çeşitli manastir binalari bulunmaktadir. Sağ tarafta kütüphane yer almaktadir.
Manastirin kütüphanesinde evvelce kataloğu yapılan ve çoğunluğu 17-18. yüzyıllara ait çeşitli el yazmalarindan 66 tanesi Ankara Müzesi'nde, içinde minyatürler olan ve Bizans eseri 1000 tanesi İstanbul'da Ayasofya Müzesi'ndedir. Ayrıca 150 kadar da taş baskı kitap vardir.
Sultan Selim'in hediye ettiği şamdanlar 1877'de çalinmiştir. Manastira ait başka bir Meryem ikonasi da Oxford'da özel bir koleksiyondadir. 1436 tarihli işlemeli gümüş madalyon ile 1438 tarihli işlemeli bir örtü de Atina'daki Benaki Müzesi'ndedir.
![]()














